Ey İman Edenler!

 “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennemden koruyun.”

Tahrîm,6

Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Âlemin. Vesselatü vesselamü ala seyyidina nebiyyil ümmi ve ala alihi ve sahbihi ve sellem. Rabbiş rahli sadri ve yessirli emri vahlul ugdeten min lisanî yefgahu gavli.

Bir insanın lâyemut[1] bir şekilde dünyaya bağlanması ne demektir? O insan biriktirir, biriktirir… İslam’a ait hiçbir şeye vermez. Hep biriktirir... Kaç yıl kalacaksınız burada, on bin yıl mı? Hâlbuki on bin değil; on yıl, ama insan gözünde kendini lâyemut görüyor. Nefs kendine öyle bir pencereden bakıyor. Dünyayı sevmeyen insan ise elinde olanı kalbine atmaz. Elinde olan şeyin varlığı ve yokluğu onun için eşit dengededir, aynıdır. Öyle olması gerekir. Allahu Teâlâ tiksiniyorsa, kalbinize atmayın diyorsa; kalbine atmaz.

Kur’an-ı Kerim -Allah muhafaza- cehennemden nasıl bahseder? Dehşetli bir yer. Allah bizi muhafaza etsin. Bize diyor ki: “Cehennemin bir günü sizin dünyadaki 1000 seneye tekabül ediyor.” Yani farazi bir günah işledik, bir günlük bir cezamız var. Allah muhafaza tek bir günlüğüne cehenneme gireceğiz. Bu tek bir gün, dünyada yaşayacağınız bin seneye tekabül ediyor.

Kur’an-ı Kerim bunu açıkça söylüyor. Bir günlük cezanız olsa dahi bir günlük cehennemden ne yapıp edip şu an sıyrılmaya bakalım. Dosyalarımızı imha edelim, bir şekilde temizleyelim. Nereye gidiyorsanız gidin temizleyin. Eğer cehennemde bir günlük cezanız varsa, oranın bir günlüğü dünyanın bin senesi kadar, bu ne demek? Biz 2018’teyiz. 1000 sene öncesi yani Hz. Peygamberden (s.a.v) 400 küsur yıl sonra bir insan zindana atılmış ve 2018 olmuş, o kişi hâlâ zindanın içindedir, farazi diyoruz. Eli kolu bağlı. O yüzden Allah korkusu önemlidir. Allah; gerçek, samimi bir tövbe istiğfar ile o dosyayı imha eder. Şu an af kapıları açıktır. Böyle bir yasa vardır. Af kapısı ama bu yasa son nefese kadar. Ölüm geldiğinde af kapısı kapanıyor. Bu an, 5 saniye sonra olabilir, bir saat sonra, iki saat sonra da olabilir; her biriniz için değişiyor. Biraz sonra, bir gün sonra Allah sizin için de af kapılarını kapatabilir.

İslam’a bol bol hizmet edelim inşallah. En büyük mükâfat odur. Muhip olun, âşık olun. Bir defa beslenmeyin. Her gün, her an niyetinizi tazeleyin. Her an tövbe istiğfar edin. Bir yemeğin tadı kalbinize girdi, bunun için bile tövbe istiğfar etmek gerekir. “Ya Rabbî! Ben kaydım! Ya Rabbî! Gözüm şaştı, bakışlarım bulandı, gözüm buna daldı.” demek. Kalp için diyorum, hakikaten bundan bile tövbe istiğfar etmek lazım. Seyda (k.s) bazen öyle tövbe istiğfarda bulunurdu ki bir seferinde ona “Baba sen niçin bu kadar tövbe istiğfar ediyorsun?” diye sordum. Dedi ki: “Bazen fikir ve düşüncelere hücumatlar oluyor. Girmiyor ama hücumatlar karşısında bile tövbe istiğfar etmek lazım.” Hücumat yani dünyaya ait bir düşüncenin kalbe girmesinde “Ya Rabbî! Saldırı oldu, kalbime oklar saplandı. Ya Rabbî! Bundan dolayı senden af diliyorum. Kapıyı çok iyi kapatmadım.” Seyda (k.s) öyle diyordu. Dünyaya ait hafif bir düşünce kalbe o mânâda çok olmaz da nadiren de oluşursa çok tövbe istiğfar etmek lazım. Fizik ve beden dünyanın içinde zaten boğuluyorsa o ayrı Allah muhafaza.

Sohbetin, hatmenin hak olduğunu söyleyen yetkililer kimlerdir? Bir silsilesi var bu işin. Yetki ve imzalar kimlere ait? O isimler bu silsilede okunuyor. Bunların içinde sadece Şah-ı Nakşibend (k.s) bile geçse yeterlidir. İmam-ı Rabbanî (k.s) geçse kâfidir. Çünkü kendisi asrında herkesçe kabul edilen bir hüccetü’l İslam’dır. Onun için İslam’ın hüccetidir, denilmiştir. Hatmenin hak olduğu yetkisi 1400 yıldan beri kimlere aittir? Yetki sahibi kimdir? Onlara bu yetkiyi kim vermiştir? Hatme, sohbet 1400 yıldır İslam temelinde tasavvuf var. Hatmeyi, manevi bir ameliyat gibi göreceksiniz. Manevi bir ameliyat yani kalp ameliyatı yapılıyor. Bizzat Allahu Teâlâ, Resulullah’ı (s.a.v) Hz. Cibril vasıtasıyla kalp ameliyatı yapmıştır. Peygamberimize (s.a.v) ait bir hususiyet olan kalp ameliyatı bizim için de yapılıyor. Nefs ve şeytanın menfezleri oradan kapatılıyor. Şeytana ait hisseler belli bir seans ile oradan atılıyor. Bir anda olmuyor, çünkü orada rabıtanın ehemmiyeti vardır. Bu rabıtanın böyle olacağına dair bize yetkiyi veren, hak olduğunu söyleyen yine Peygamberden (s.a.v) başlayarak Hz. Ebu Bekir Sıddık (r.a), Selman-ı Farisi (r.a), Kasım Bin Muhammed (r.a), Şeyh Abdülhalık-ı Gücdevani (k.s)... diye devam eder.

Mürid kendisini bir hasta olarak görmeli; çünkü ruhî, kalbî hastalıklar var. Haramlara bulaşıyor. Hastadır, dünyanın içinde bir çöplükte gezebiliyor; bazen insan kemik yalayabiliyor. “Ed-dünya cifetün” Dünya çöplüktür, Allahu Teâlâ öyle ifade ediyor. O çöplükte gezmiş olabilir. Hastalık kapmış olabilir. Bu hasta insan bir doktora gelmiş. Allah ona doktor nasip etmiş. “Biadedi külli dain ve devain” hastalığa Allah şifasını yaratmış; bunun da bir şifası var. Allah müyesser etmiş, nasibi var. İnsan kendini bir hasta, hakiki bir dilenci nazarıyla düşünmeli; yani bu işi çok arzuladığını kalben istemesi gerekiyor. Üstadın huzurunda diz çökmüş. Üstadından ona bir değer vermesi lazım. Çünkü üstadın elindeki şifa çok değerlidir. O onun elinde olduğunu düşünecek. Allahu Teâlâ üstadın eline vermiş. Ne vermiş? Kalbin şifası olan muhabbettir. Muhip olsa dünyadan sıyrılacak. Muhabbeti isteyecek üstadından ama bir fakir endamıyla, bir hasta endamıyla adap, usule dikkat ederek. Bunu gerçekten isteyecek. Mürid, itaat edecek ki üstadının eline ihlas verilmiştir. Her şeyi Allah için yapıyor, hâlis, itaat edecek ki üstadının eline Allah hediye olarak ne vermişse o insanın nasibi olacak. Mesela teslimiyeti vermiş. Dört dörtlük bir teslimiyet. Nefs orada müdahale edemeyecek. İşte bu nimetleri isteyecek. Allah, bununla beraber dünya nimetlerini arkasında bahşiş olarak verir. Buna nail olduysanız Allahu Teâlâ zaten size verir. Allah sevdiği kulunu dünyada perişan etmez. Yani iç zenginlik vermişse bir kuluna zaten ulaşacağı şeye ulaşmıştır. Dünyada da perişan etmez. Allah kabul etsin inşallah.

Ve sallallahu aleyhi vesellem. 

 

 

[1] Lâyemut: Ölmez, hayatı sona ermez.

Seyda Alameddin (k.s.)

  • tarihinde oluşturuldu.

Nurşin.com | 2025 | Tüm Hakları Saklıdır.