BATINÎ EĞİTİM NEDİR?

Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Âlemin. Vesselatü vesselamü ala seyyidina nebiyyil ümmi ve ala alihi ve sahbihi ve sellem. Rabbiş rahli sadri ve yessirli emri vahlul ugdeten min lisanî yefgahu gavli.

Dünya ahiretin bir provası değil mi? Sultan-ı Âzam olan Allahu Teâlâ kendi huzuruna çıkmadan evvel bizi bir provadan geçirir. Şah-ı Nakşibend (k.s) şöyle ifade eder: “Allah bir kulunu severse onu sevdiğine gönderir, terbiye ettirir, azametine yakışacak şekilde ona edep öğrettirir ve nihayet onu sever. Sana müjdeler olsun. Seni bir mürşide gönderdiyse haberin olsun, Allah seni seviyor demektir.”  Allah kendi sarayına kullarını davet etmeden önce sevdiği, salih bir kulun talim ve terbiyesine sokmak suretiyle ona dünyada iken âdap öğrettirir.

Allahu Teâlâ Kuran-ı Kerim’de Peygamber Efendimize (s.a.v) gösterilen saygı ve sevginin kendisine imiş gibi olduğunu bildirir. Kendi aranızda yüksek sesle konuştuğunuz gibi onun huzurunda da sesinizi yükseltmeyin, der. Böyle davranırsanız geçmişten bugüne yaptığınız bütün ibadetler iptal olur, der.[1] Ne demek bu biliyor musunuz? Kırk yıl boyunca bir insan namaz kılmış, oruç tutmuş, sadaka vermiş; ama hepsini Allah iptal ediyor. Onun içindir ki bugün hadis-i şerifleri kabul etmeyenler aslında Peygamber Efendimizin (s.a.v) statüsünü kabul etmiyor. Onunla benim aramda bir fark yoktur, diyor aslında.  Hâlbuki Kuran-ı Kerim’de Allah ses adabına bile dikkat çekiyor. Peygamber Efendimizin (s.a.v) elini tutarak ona biat edenler için “Onlar peygamberin elini tuttular, o esnada tutulan el sanki Allah’ın elidir. Allah’ın eli de onların elinin üzerinde idi.”[2]buyuruyor.

Hatme-i Hâcegân nedir, onu da öğrenelim. Hatme; 1.400 yıldan beri gelen evliyalarımızın yaptığı bir eğitimdir, cerrahi bir ameliyattır. Kimle yapmış bunu? İmam-ı Rabbani, Şah-ı Nakşibend, ne kadar evliya-i izam varsa nefslerini bu şekilde talim ve terbiye etmişlerdir. Hatme terbiye yöntemlerinden biridir. Kime mahsustur bu? Nakşibendî tarikatına mahsustur. Tarik ne demek? Yol demek, yöntem demektir. Neyin yöntemi? İnsanoğlunun Allah’a ulaşmadaki takip ettiği yöntemler. Bir kısmı Şafiî, bir kısmı Hanefî mesela. O da bir yol ve yöntemdir. O zahirî eğitim, bu batınî eğitim. Tabi kimden geliyor? Peygamber Efendimizden (s.a.v). Adı ne idi daha önce? Tarikat-ı Muhammediye idi. Hz. Ebubekir’den (r.a) bu yolla terbiye edildi. Hz. Ebubekir’den sonra adı ‘Tarikat-ı Sıddıkîye’ diye anıldı. İçerik aynı ama isim değişti. Sonra geldi, geldi; Abdulhalık Gücdevanî’den (k.s) dolayı ‘Gücdeviyye’ denildi. Şah-ı Nakşibend’e (k.s.) geldikten sonra ‘Nakşibendî’ oldu. Sadece isim değişti, yol ve yöntem aynı.

Bu yolun prensiplerinin arasında en önemlisi ‘Halvet der Encümen’dir. Yani, toplum içinde bulunup Hakk ile beraber olmak. Eski tariklerde insanlardan, dünyadan çekilip münzevi bir hayat yaşamak vardı.  Şah-ı Nakşibend’den (k.s) sonra toplumun içinde olup Allah ile beraberlik nasıl olur, bu öğretilir.

Terbiye metotlarından bir diğeri rabıtadır, bir diğeri evrad ü ezkardır.

Evrad ü ezkar nedir, onu da size söyleyeyim. İnsanoğlunun nefsi çok başlı yılanlara benzetilmiş. Bir kısmı aklın üzerinde ve aklı örtüyor. Bir kısmı göbeğin altında, şehveti tetikliyor. Bir kısmı kalbin üzerinde, duygular üzerine sürekli zehir salgılıyor. Tasavvufa giren insana evrad ü ezkar verilir. Kalp, ruh, sır, hâfî, ahfa; bunların her birini temsil eden yerlerde evrad çekilmekle aslında o yılanların başından salgılanan zehirlerin tesirinin yok olması sağlanıyor. İşte bu yöntemlerle bu coğrafyada 1400 yıldır tasavvuf var olagelmiştir. Tasavvuf budur.

Hatmede gözlerimiz kapalı olacak. O esnada Cenab-ı Allah mürşidin eline talebelerin ihtiyaç duyduğu manevi hediyeler, nasipler verir. Muhabbet, ihlâs, teslimiyet gibi… Allah’a aşk, Allah’a muhabbet; peygambere aşk, teslimiyet; ibadette zevk gibi hediyeler. O an kim can-ı gönülden istiyorsa Allah o mürşidin eli ile onu ona verir.

Gözümüzü kapatmaktaki maksat nedir? O an dünyadan irtibatınızı kesiyorsunuz. Göz kapanınca iletişim, veri kapanıyor. Kalpte bir anda bir boşluk… O boşluktan üstad ile rabıtanızı yapacaksınız, oradan kalbe bir iniş düşüneceksiniz. Tarifi biraz daha geniş…

Sonra Peygamber Efendimizden (s.a.v) başlayan bir silsile var. Hatme nerden geliyor; Seyda nereden geliyor; rabıta, hatme, bunların kaynağı ne; kimler yaptı bunları? Bütün bunların cevabı olan silsile okunuyor.

En son 25 ‘estağfirullah’ çekip gözlerimizi açacağız.  Şunu da sorguluyor insan; “Biliyoruz ama neden hata ediyoruz?”. Hata ediyoruz çünkü bize hatayı yaptıran şey cehaletimiz değil, bize hatayı yaptıran nefsimizdir. O zaman cehaleti gidermekten önce nefs nasıl terbiye edilir ona bakmak gerekir. Bunun cevabı da tasavvuftur. Sıkıntı burada zaten. Bildiğinde sıkıntıyı çözebilecek misin? Hayır. Eğitimde, ilimde mi bir sıkıntımız var? O da sorunu çözmüyor. İnsanlar eğitimlidir ama yine suç işlerler. Mesela bir öğretmen de suç işleyebilir. Ona suçu işleten sebep eğitimsizliği midir? Ona suçu işleten enaniyeti, nefsidir. O zaman nefs nasıl ıslah edilir? Allah peygamberleri ve sonra evliyaları nefsin ıslahı için göndermiştir.

Ve sallallahu alâ seyyidinâ nebiyyil ümmî ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellem.         

 

 

[1] Hucurat Suresi, 2. Ayet.

[2] Fetih Suresi, 10. Ayet.

Seyda Alameddin (k.s.)

  • tarihinde oluşturuldu.

Nurşin.com | 2025 | Tüm Hakları Saklıdır.